Kaydırma, parmağın sap üzerinde bir sesten diğerine duyulur biçimde kaydırılmasıdır.
Halk müziği icrasında bu kayma bir kusur değil, tavrın belirgin bir anlatım aracıdır. Kayma yöre tavrının imzası sayılır.
Kaydırmanın hızı ve genişliği yöreye ve ezginin karakterine göre değişir. Genişlik bir sesten daha geniş olabilir.
Uzun havalarda geniş ve yavaş kaydırmalar sıkça kullanılır ve ezgiye ağırbaşlılık katar.
Oyun havalarında ise kaydırma kısa ve keskin tutulur, çünkü ritim önde durur. Ritim kaydırmayı kısaltır.
Kaydırma sırasında sapa uygulanan baskı korunur; azalan baskı sesi keser.
Bu yönüyle kaydırma, sessiz yapılması gereken pozisyon geçişinden ayrılır. Ayrım kulakla yapılır. Bu ayrım teknik açıdan belirleyicidir.
Pozisyon geçişi yapılırken ise baskı hafifletilir ve kayma sesi duyulmaz.
İki tekniğin ayırt edilmesi ve yerinde kullanılması ayrı bir çalışma konusudur. Bu ayrım dağar üzerinde uygulanır.
Çalışma yavaş tempoda ve hedef ses zihinde önceden duyularak yapılır. Hedef ses kulakta önceden duyulur.
Derslerimizde kaydırma ve sessiz geçiş ayrı ayrı çalıştırılır ve dağarda uygulanır. Uygulama her türküde ayrı planlanır.